5/11/2008

teröre nalet

        

.................BEN ŞEHİT MİYİM, HAİN MİYİM?...............

     

1972 doğumluyum...

Şehidim, 1992''den beri....

Komando er olarak Diyarbakır''in Kulp ilçesinde görev yapıyordum.

Devriyeden dönüyorduk.

Ansızın üzerimize el bombaları fırlattılar; kurşun yağdırdılar. Karşılık verdik...

Teröristler kaçtılar...

Baktım ki teğmenim yaralanmış..

Gittim onu kucağıma aldım ve askeri cipe doğru götürmeye başladım.

Ansızın dünyam karardı...

Bir kurşun, kafamin sağından girip solundan çıktı...

Kucağımda teğmenim, yola devrildim...

Kanım toprağa yayıldı...

Ben ne suç işledim?

Ben Şükrü Eraslan...

Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Büsürüm Beldesi'ndenim...

Ailem ve akrabalarım düğün dernek ederek yolladılar beni askere...

Milletim ve vatanım için...

Diyarbakır'ın kırsalında bir suikast silahı ile beynimi parçaladılar...

Soruyorum şimdi size: Suçum neydi benim?

Soruyorum
Ben şehit miyim, hain miyim?

Ben şehit isem beni vuranlar neci?

Millet de sorsun bunu …

Güneydoğu'da yolu kesilen, pusuya düşürülen, saldırıya uğrayan ve bu nedenle can veren askerler suçlu mudur?

Onlar, oralara gidip bu ülke uğruna canlarini vermekle hainlik mi etmişlerdir?

Sakın, bu nasıl soru demeyin...

Bakın iki günde beş arkadaşımı daha vurdular...

Vuranlar mı doğru vurulanlar mı?

Cevabını hain insanlar versin...

Çünkü, bizi hatırlayan yok...

Bütün övgüler, bütün televizyonlar, bütün gazeteler çetecilere...

Öyle değil mi ey halkım, öyle değil mi?

Bize vuranlara devlet töreni düzenleniyor…

Ben Şükrü Eraslan...

Büsürüm Beldesi''nden...

Taşı sıksam suyunu çıkartırdım.

Bu vatan uğruna bin canım olsa binini de verirdim...

Çünkü, biliyordum ki ölürsem şehit olacağım...

Gel gör ki şimdi şaşkınım...

Çünkü, beni Kanas tüfeğiyle vurduranlar; devletimizi yönetenler tarafından neredeyse törenle kabul ediliyorlar...

Bütün övgüler onlara...

Suikastçinin akıl hocalarının siyasi hakkı, kültürel hakkı...

Soruyorum
Ya benim yaşama hakkım...

Bundan büyük hak olur mu?

Neden kimse onu savunmaz?

Neredesin komutanim?

Ben Şükrü Eraslan! Komando er...

Tokatlı...

Isparta'da eğitimde iken bana ne demiştin komutanım?

Siz bu milletin göz bebeğisiniz.

Ölürseniz şehit, yaşarsanız gazi olacaksınız....

Öyle mi komutanim?

Beni vuranlara, şimdi en üst yöneticiler gülücükler yolluyor...

Kanas silahını kullanan, neredeyse kahraman ilan edilecek...

Herkes onların kültürel haklarının peşinde...

Benim yaşama hakkımı düşünen bile yok.

Neden bizi kandırdınız kumandanim?

Ve neredesiniz?

Resmim size yadigar

Ben Tokatlı komando er Şükrü Eraslan!

Bir nisan günü Kulp'ta, pusuda kaldım...

Şu an o kurşun yarasından daha derin bir yaram var.

Kendimi fena halde aldatılmış hissediyorum.

Binlerce arkadaşım adına...

Kanı ile yeri sulayan; arkasından ağıtlar yakılan

Türk bayrağına sarılı tabutları ile giden arkadaşlarım adına...

Diyorum ki resmime bakın, bir karar verin:

Ben Şehit miyim, hain miyim?.

Serkan Alper  
bir askerin dilinden terörrr işte
                       

4/23/2008

... TAMAM BİZİDE İSTİSMAR ETMEYİN BİZDE VARLIGIMIZI İSPATE DEL


 BAŞÖRTÜSÜ : kadın  saçı  bir  süstür  ve     kadınlar  arasında  sınıf  ve  seviye  ayırımı  olmaması  için  emredilmiştir. Günümüzde  kuaförlere  daha  çok  kadınlar  gider  ve  perma , boyama   ... gibi  şeylere  daha  çok  para  harcar ... Ya  parası   ve  imkanı  olmayan  aile  ve  kadınlar  ne  yapsın .? İşte  islam  bu  süsü  sadece  mahreme - helale göstermeyi  emredip , toplum  içinde  örtünme  ile  ayırımı  ortadan  kaldırmayı  amaçlar.
TOKALAŞMA :İnsanın  kendi  kalbi  temiz  olsa  bile  karşıdaki  insanın  içaleminden  ve  temizliğinden  nasıl  emin  olunabilecek   ki ? Ç . Çaplin â??in   ( Niçin  her gördüğünüz  kadının  elini  öpüyorsunuz   diye  sorana )  dediği  gibi  â?? Bir  yerden  başlamak  lazım  â??  diyen  birisi  ile  karşılaşılamayacağını  kim  iddia  edebilir ?
 ÇALIŞMA : İslam  kadının  çalışmasına  izin  verir ( Önce Annelik  görevini  yapıp  , gelecek  nesli   yetiştirdikten  sonra ) amaOâ??nu  korumak  için  belli  şartlarla ;
 Eğitâ??senâ??in yaptığı bir araştırmaya göre :kadın eğitimciler arasında cinsel tacize uğrayanların oranı:% 37,7â??dir
KADIN  ERKEK  YALNIZ  KALMASI ( haremlik selamlık  ) :Namahrem  kadın  erkek   niçin  birarada  yalnız  kalamaz ? Kadın   ve  erkek  belli  yaştan  sonra  anne- babası  ile   niçin  yalnız  kalamaz ? Kaynatası  ile  gelin   neden  yalnız  kalamaz...? En   kısa  cevabı :Estens  ilişki  olmasın  , taciz , zina   artmasın  diye...Her  gün  okunan  gazetelerdeki   fuhuş , cinayet, zina  olaylarına  haremlik â?? selamlık  uygulansa  idi  olur mu  idi  diye  bir  bakılsın  lütfen ...

 

               

4/23/2008

.....KADINI YANLIŞ TANITANLARA SÖZÜM....

                Çağdaş olduğu iddia edilen hayat tarzında kadınlar ,kendilerinin dış görünüşleri ile değer kazanacakları konusunda ikna edilmiş durumda bulunmaktadırlar.

Bilgi,görgü,zeka'dan önce uzay çağının ,21. yüzyılının kadınının  (!) değeri sarı (bazen kızıl...! ) saçlar ,ikide bir değişen vücut ölçüleri daralıp bollaşan, ,kendince karar vermesine izin verilmeyen makyaj, giyim, ...hatta hayat tarzına, yaşam tarzına başkalarının karar verdiği evlendiği kocasının yanında yüzünde salatalık maskesi , saçlarında bigudi ...vs ile dolaşan ve kocası ile yatağa bu halde iken girerken sabah evden çıkarken , kocasından ayrılırken makyaj yapmaya çalışan süslenen, kokular sürünen kadın ne kadar hayatında hür  ve doğru karar verme hakkına sahip olabilmektedirler acaba...?;

Her çağdaş kadın aynı şeyi yapsa, eşinin yanında savaş boyalarını sürünmüş gibi dolaşırken dışarıya çıkarken süslense eşleri ,hayat arkadaşları hanımından uzaklaşıp gözü dışarıya kaymaz mı ?

Öyle ya eşine değilde dışarıdaki insanlar için süslenen kadın eşini ne kadar kendine bağlayabilir...? Kocasıda tıpkı kendi eşi gibi ,eşi için süslenmeyen ,başkaları için farkında olmadan süslenen diğer kadınlara ilgi duysa ,aynı şeyi başka erkek kendi eşine karşı hissetse toplumda aile ,ahlak ne hale gelir ,öyle değil mi!

Flörtle başlayıp ,aşkla alevlenen ,evlilikle sonuçlanan çağdaş evlilikler ;ihanet,kısa süren evlilikler , boşanmalar asrı olan  asrımızın temel kaynağı bu ters mantık olmasın sakın...! Hatalı olan neKADIN ne deERKEKTİR, hata iki cinsede modern hayat diye bu tuhaf  ve ters mantığı kabul ettirenlerdir!   

    İslam'da ise kadın dışarıda örtünür , süsünü ,çekiciliğini evde eşine saklar.Tabiiki aynı durum erkek içinde söz konusudur!
Yine acaba neden hostes bacılar onlarca erkeğe hizmet ederken , yemek ikram edip ,yastık kabartıp , kemer bağlarken... medeni olurlar da evlenip işini terkedip   sadece eşine hizmet etmeye karar verince tenkide uğramaktadır."Hayatını güvence altına almak,ekonomik özgürlük..."  sözlerinin arkasında doğru ve güvenilebilen bir eş ,hayat arkadaşı bulunamaması  gibi bir mantık yatıyor olmasın sakın?
Sokakta kızımızın beline bir erkek kolunu dolasa ona kızarız da adı " dans " olunca bu harekete neden tepki  göstermeyiz acaba !? Adı "Moda " olunca  yırtık,çıplak,tuhaf elbiseleri neden doğal karşılarız ! Kızımız veya oğlumuz  " don " ile dışarıda dolaşsa   buna karşı çıkarız da   adı " mayo veya şort " olunca neden buna karşı  çıkmayız ! 

 

4/23/2008

İSLAMİYETTE KADININ YERİ

       İslamiyetin getirdiği haklardan kadının tarih boyunca yeterince yararlanamadığını ifade eden din adamları, bunlardan birinin boşanma, diğerinin ise kendi isteğiyle evlenme olduğunu vurguladı. Evliliğin eşler arasında bir anlaşma olduğunu, ayrılığın da sadece erkeğe verilmiş bir hak gibi algılanmaması gerektiğini anlatan   ilahiyatçılar

Avrupa nın son yüzyıllarda göstermiş olduğu gelişmeleri bir kenara bırakacak olursak, İslam toplumunda kadının durumu bütün toplumlardan daha iyi olarak günümüze kadar gelmiştir. Erkeğin gücünü kullanıp, baskı kurması sadece bizim toplumumuzda değil, başka toplumlarda da vardır. Bütün olarak toplumun bilinçlenmesi gerekmektedir. Hazreti Muhammed (Cennet anaların ayakları altındadır) sözü, her kadının, anne olsun veya olmasın saygı gösterilmesi gereken bir varlık olduğu, mutluluğun yolunun kadına gösterilen saygıdan geçtiği anlamına geldiğini belirtmektedir.â?
   Mal vermemek, evlendirirken üzerinde baskı kurmak gibi kadın üzerindeki dayatmalara islamiyette yer yoktur.

Eşitlik için aile içinde konsensüsün oluşturulmasının şart olduğunu, ferdiyetçiliğin insanları yanlışa götürdüğünü ifade eden ilahiyatçılar: 
Kadına uygulanan yanlışların aşılması için eğitim şarttır. İslamiyette her Müslümana eğitim farzdır. Ne yazık ki geleneklerin aşılamaması, kadını koruma iç güdüsünden kaynaklanan bazı yanlışlar vardır. Kadının iffetini bir nevi koruma görevi, eşine veya aileye verilmiş gibi algılanıyor. Halbuki bir Müslüman kadın ve erkeğin, kendi düşünce ve davranışlarını ölçülü bir şekilde düzenleyebilmesi gerekir.İslamiyetin doğuşu sırasında, kadına bir çok hak verildiğini, bunlardan en önemlisinin yaşama hakkı, diğerinin ise günümüzde bile hala anlaşılamayan, tek kadınla evlilik kuralı dır.İslamiyette, tek kadınla evlenmenin daha uygun olacağı kitaplar belirtilmiştir. Ama yine de çok kadınla evlilik anlayışı, en azından azınlık bir kesimde de olsa devam etmektedir. Fakat bu insan tabiatına ters bir durumdur.